• tante rosa

    10.
    Sevgi Soysal eseri, kadınlığa bakış açısının yeniden çizildiği, kısacık ama içi dolu turşucuk bir kitap. iyi ki Türkçe yazılmış diye düşündürten, yazarın kızının deyimiyle sevgi soysal ile tanışmak için en ideal kitap ayrıca.

    Kitap Tante Rosa'yı çocukluğundan yaşlılığına götüren kısacık 14 tane hikayeden oluşuyor. Tante Rosa büyüdükçe anlatıcı da büyüyor, dil yoğunlaşıyor, cümleler uzuyor, benzetmeler detaylanıyor, bu süreci deneyimlemek bile başlı başına bir keyif bence.

    Neden mina urganlar, barış bıçakçılar, sevgi soysallar, bilge karasular hasbelkader keşfedilmeyi bekler, neden lisede okutulmaz gerçekten merak içindeyim. Şu yaşımda dünya klasiklerinin çoğunu okumuş biriyken nasıl sevgi Soysal'ı yeni keşfediyorum diye dertlendim akşam akşam. Türkiye'deki savaş sonrası Anadolu insanını konu eden romanlarla günümüz "yeraltı edebiyatı" (!) kitapları arasındaki derin uçurumda o kadar anlamlı bir yere oturuyor ki böyle yazarlar. Hakikaten Türk edebiyatına bambaşka bir derinlik ve farkındalık katıyor.

    Zamansız, mekansız, gittikçe küçülen bir mum tante Rosa. Günümüz için bile oldukça öteki, "gemileri yakmış", toplumdan aforoz edilmiş bir kadınken yazıldığı dönemi düşününce hayli bir cesaret sınavı vermiştir gibi geliyor. Sevgi Soysal'ın politik kimliğiyle tanınmasından önce yazmış olması da yazarın bambaşka bir yüzünü tanımaya olanak sağlıyor. Resmen güne olan puanımı en az dört beş puan yükselttin canım tante Rosa, umarım film uyarlaman da en az kendin kadar şahsına münhasırdır.

    (bkz: seni seviyorum rosa)
    2 ... devlerin aski
  • serbest düşüş

    11.
    Ikinci dünya savaşı'nda almanlara esir düşen Sammy mountjoy'un içsel sorgulamasını konu alan bir William Golding romanıdır. Sammy onu bugünkü haline dönüştüren ve karanlıktan korkmasına sebep olan başlangıç noktasını araştırırken çocukluğunu, ergenliğini ve gençliğini didik didik eder. Bu süreçte romana adını da veren bir serbest Düşüş deneyimler ve her gelişim döneminde aynı soruyu sorar: "burası mı?"

    Kişiselleştirme ve betimlemelerle dolu bir roman olarak hem geçmiş ve geleceği kapsayan yatay bir eksende hem de tahlil ve sorularla yüklü bir dikey eksende gelişen yoğun bir olay örgüsü sunduğundan okuyucunun zihninde derin ve geniş bir çukur kazabilir. Klasik bir Golding romanı olarak aynı zamanda ayna görevi de gördüğünden çukurunuzla sizi başbaşa bırakıp kendi bakış açınızla doldurmanızı, belki de daha derine kazmanızı talep edebilir. Diğer bir deyişle Oku-maruz kal-bitir-geç döngüsünü kırar, aktif bir katılımı mümkün kılar.

    En nihayetinde Ölmeden önce okuduğuma sevindiğim kitaplar listesine girdiğinden belki de bire beş katarak öveceğim bir roman oldu çıktı serbest Düşüş. Hani "şiddetle" tavsiye edilenlerden, yarım ağız "boş zamanında bi bakarsın" tavsiyelerinden değil.
    1 ... devlerin aski
  • kardeşimin hikayesi

    79.
    Zülfü Livaneli kitabıdır. Bir delilik ve cinayet romanı olarak sınıflandırabilir mi emin olamadığımdır aynı zamanda.

    Klasik Livaneli ögeleri ve tarzının yanında kitaba ilişkin sadece aşkın olası yaptırım gücünün sınırlarını tartışmak en azından cinsiyet çalışmalarına ve queer teoriye haksızlık olabilir. Erkek bir/iki anlatıcının dilinden kutsallaştırılan, hiçbir zaman ulaşılamayan, karikatürize edilmiş bir şekilde "güzel" kılınan, klasik histeri krizleri ve delilikle akli melekelerine bel bağlanmayan kadın tarifi bir tek beni mi rahatsız etti bilmiyorum. Uğruna ölünen aşk, delilik hali, kişilik bölünmeleri kitabın temasını oluştururken aşık olunan kadının dayanılmaz pasifliği bir noktadan sonra "eh ama artık" dedirttirdi şahsen. Bu aşk hikayesini dinleyen Gazeteci kız bile yeni yetme, akıl oyunlarına kanmaya hazır "naiflikte", masum ve aşık olunmaya müsait bir genç kızdan daha fazlası asla değil. Saplantılı bir alt dudak ve göğüs dikizlemesi kadarlık bir kız, tecrübesiz, yaşı büyük olan mühendis tarafından hamur gibi şekillenmeye oldukça müsait. Diğer adı geçen ve aşkı delilikle taçlandırmada büyük bir role sahip olan Rus çevirmen kadınsa aşık olduğu kadını anlatırken bir erkeğin hoş görebileceği kadarlık bir sevgiden bahsediyor. Kendisi asla lezbiyen olamaz, aşık olduğu o kadınla cinsel teması düşünemez, yalnızca anne şefkatiyle korumak isteyebilir ve ne hikmetse bunu erkekler de anlayamaz. Yine bir yüceltme, karikatürize edip ulaşılmaz kılma, gerçeklikten koparıp soyutlama hali. Okuması bu bakış açısıyla hayalkırıklığı yarattı desem yanlış olmaz. Fazla basmakalıp, yazarının Livaneli olmasıysa şaşırtıcı.

    Kitaptan uyarlanan filmlerin kitabın kendisinden daha başarılı olduğu çok nadir zamanlar olur. Çünkü filmin kitaptaki yoğun duyguyu aynı şekilde veremeyeceği bir anlamda bellidir zaten. Fakat bu kitabın filmi, hatta bir bölümlük kanıt, galip derviş tarzı dizilerde bile çekilmesi yeterince tatmin edici olabilir görüşündeyim. Olay örgüsü kesinlikle bundan daha fazlası değil maalesef ki.

    Sonuç olarak Kısıtlı bir boş vakitte çabucak tüketmelik, Livaneli naifliği ve her kesime hitap edebilecek bir üslupla akıp gitmeye müsait bir roman olmuş kardeşimin hikayesi. Yormadığı ve okuyandan çok fazla çaba talep etmediğinden ötürü yoğun bir dönemden geçenler için ideal olabilir.
    2 ... devlerin aski
  • kabuk adam

    12.
    Aslı Erdoğan'ın 1994 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Giriş gelişme sonuç çizgisinde ilerleyen tek romanı da olabilir. Romandaki kadın da yazar gibi fizik alanında yaptığı yüksek lisansıyla cebelleştiğinden özellikle CERN'de çalışmak konusundaki bakış açısı otobiyografik izler taşır fakat koca bir karakteri yazarla eşleştirmek de büyük talihsizlik olur tabii ki. Okuyucu olarak kitaba adını veren adamı iki farklı şekilde gördüm: anlatıcının Karayipler'de tanışıp Kabuk adam olarak benimsediği Tony ve ayrılık sonrası kafasında kişiliğinden sıyırıp kendisine bir kabuk yapıp içine saklandığı Tony. Hangi Tony'nin diğerinden daha gerçek olduğu sorusuysa benim için tam anlamıyla muamma. Malum tüm anlatılan olayların oluş biçimi derin kırılmalar ve kişilik bölünmeleri yaşayan bir anlatıcının bakış açısıyla sınırlı olunca Ne kadar güvenebilirsiniz ki.

    Aslı Erdoğan'ın ilk romanı olduğu her halinden belli aslında. Melankoli ve yalnızlık diğer kitaplarıyla aradaki uhu görevini görüyor fakat gerek yazım tekniği gerekse tek katmanlı bir zaman ve mekan kullanması aslında ileride yazacağı romanlarda gittikçe yoğunlaşacak olan kendine has anlatımına ve karakterlerine hazırlık gibi hissettiriyor.

    Sonuç olarak ilk kez aslı Erdoğan okuyacak birine tavsiye etmem. arka arkaya yapılacak olan bir Kırmızı Pelerinli Kent ve Kabuk Adam okuması aradaki farkı görmek açısından daha eğlenceli bir yol olabilir, naçizane.
    1 ... devlerin aski
  • puslu kıtalar atlası

    210.
    bir ihsan oktay anar kitabıdır. uzun ihsan efendi'nin oğluna okuması için değil de yaşaması için yazdığı puslu kıtalar atlası'nın içindekileri tam olarak ne okur ne de izleyebiliriz aslında. olay örgüsünün kilit noktalarına yön verir fakat kitap boyunca varlığını da pek hissettirmez.

    tüm okuma süreci boyunca aklıma umberto eco'nun gülün adı kitabını getirmiştir. bu süreç boyunca gerçekten de elinizde cılız bir ışıkla bir koridor boyunca yürür gibi hissedebilirsiniz çünkü kontrol asla sizde değildir ve ancak okudukça parça parça sunulan bilgilerden mantıklı bir olay örgüsü oluşturmaya çalışırsınız. fakat şahsi olarak her defasında duvara toslamamın en büyük sebebi baştan aşağıya post-modernizm üzerine kurulu bir gerçekliğin ne kadar subjektif ve çoğul olabileceğini tabiri caizse okuyucunun yüzüne çarpan bir dilemma olmuştur: bir yanda kitap boyunca karakterlerin canı pahasına peşinden koştuğu gerçek bilgi arayışı, diğer yandansa gerek masalsı anlatımı, gerekse romandaki zamandan tamamen kopuk ve geleceğe dönük referanslarla sizi gerçeğin dışına iten, hatta tüm hikayeyi güvenilmez ve çarpık kılan bir olay örgüsü. kitabı nezdimde bu kadar sürükleyici kılan hem bu gerçeklik üzerine kurulan kontrast, hem de aslında her zaman denk gelemeyeceğim incelikte bir dil kullanımı oldu. hatta okurken gülmelere gark olduğum bir bedduayı bırakacağım aşağıya, güler güler okurum.

    "ömrünüz ah edip vah işitmekle geçsin, burnunuzun sümüğüne bereket olsun, mekanınızda baykuşlar banlasın, gömleğiniz alev olsun, her parçanız bir kurdun ağzında kalsın, allah size uyuz versin de kaşınacak tırnak vermesin, kefeniniz kara bezden olsun, iki gözünüz bir delikten baksın, sur üflendiğinde hiçbiriniz duymasın."
    4 ... devlerin aski
  • hüzünlendiren fotoğraflar

    141.
    hüzünlendiren fotoğraflar
    6 ... devlerin aski
  • etek giyince güzel olduğunu sanan kız

    5.
    Ne kadar geniş skalada bir kesimi rahatsız ettiğinin farkında olmayan kızdır.

    Yahu güzellik dediğimiz şey zaten kişisel bi sanrı değil mi, o yüzden güzel "hissetmek" demiyor muyuz ne var bunda? E artık yettiniz ama. Hala kanırtana kadar bunu konuşmak, aynı noktada patinaj çekmek nasıl yormuyor bunu konuşalım daha ilginç. Patolojik bir vaka var belli.
    1 ... devlerin aski
  • sözlük yazarlarının itirafları

    172640.
    Sırf inadımdan gerçekten de kırk takla attım. Baya zormuş neden böyle bi deyim olduğunu anladım.
    1 ... devlerin aski
  • sevgiliyi aldatabilmek

    11.
    Sanıldığı aksine bir yetenek, beceri ya da efor gerektirmez. Aldatabilmek değil de dümdüz aldatmaktır o.

    Kar zarar hesaplamasıdır. bu süreçte Ahlaki değerlerin de yaptırım gücü yoktur bence. Yani ben aslında aldatırım da çok yanlış bir şey demez kimse. Aldatıyorsa zaten otokontrolü buna müsaade ediyordur. Aldatmıyorsa da gerek duymuyordur. Öyle üstüne çok namus, ahlak kasmaya gerek yok. Karşı tarafa yaşatılan özgüven ve özsaygı kaybı hakkındaysa diyebileceğim bir şey yok. Sabır.
    3 ... devlerin aski
  • anın görüntüsü

    30496.
    Yenge kime kızdın acabaasdff.

    anın görüntüsü
    3 -1 ... devlerin aski
  • 3 kelime ile üzücü bir şeyler yaz

    881.
    (bkz: her şey duygusal)
    ... devlerin aski
  • 24 kasım öğretmenler günü

    473.
    Kutlu olsundur.

    ilkokula giderken yazdığımız mektupları verdiğimiz öğretmenimizin teneffüste diğer öğretmenlere "eskisi gibi hediye gelmiyor hiç x hocaya şöyle hediyeler geldi" diye yakınmasını duyunca travmalara gark olduğum gündür ayrıca. Al kırdın kırdın yani iyi halt ettin helal olsun. Yine de kutlu olsun.
    1 ... devlerin aski
  • kuran pdf dosyasını silmek

    6.
    Münafıklarda hafif bir sırıtışa sebep olabilir.

    Şaka maka bence başlık güzel ama üstüne espri kaldırmıyor. Tek sıkımlık gülüp geçmelik. Zorlamaya gerek yok yani. Hemen veriyorum şukunu güzel kardeşim. Nice.
    3 -1 ... devlerin aski
  • nasıl birisiniz

    74.
    Very good.
    1 ... devlerin aski
  • askere gitmemek için bilerek çürük raporu almak

    17.
    Erkekliğine zeval getirmektir.

    Şu cümlenin kendisi zaten hiçbir açık kapı bırakmıyor ki. Özellikle "bilerek" diye vurgulanıyor bir kere; raporun adı niye çürük diye nasıl sorgulayacaksın. Vallahi ben üzülüyorum kendisine dayatılan birtakım görevlere Pavlov'un köpeği gibi salyalarını akıtarak koşa koşa gidenlere. toplumsal cinsiyet rollerini ancak böyle kanıtlayanlar, "adam" olanlar, vatanın "namusuna" sahip çıkanlar... Karşılığında aferin alıyorsunuz zaten, kabul görüyorsunuz toplumda daha ne istiyorsunuz anlamıyorum. E bari bu kabulü gerek görmeyenleri rahat bırakın, hatta bırakın bu "şeref" sadece size nail olsun nedir yani. Herkes aynı düşünmek zorunda değil, herkes aynı şeye inanmak zorunda değil, herkes sorgusuz itaati tatmak için bu kadar hevesli olmak zorunda değil. Bir salın artık yahu.

    Peşin büdüt: Pavlov'un köpeği metaforuma alınan elime mum diksin arkadaşlar. Kişisel algılayıp "sensin köpek", "çelik ayna" gibi tepkilerinizi dinledikten sonra olaysız dağılabiliriz.
    ... devlerin aski
  • atm kullanmasini bilmeyen insan modeli

    13.
    Yatıracağı parayı atm'ye toplu vermek yerine para ekle butonuna basarak tek tek verir. beş yüz liradan sonra arka sıralar kıpır kıpır olur ve artık daha fazla dayanamayan bir vatandaş sinirli sinirli "aynı anda koyabilirsiniz öyle de alıyor" der. Zaten yan koyması gereken parayı dikine koyarak yerleştirmeye çalışan kişi bin bir özür minnetle bilmediğini, bu bankanın atmsini ilk kez kullandığını söyler ama nafiledir. Sıra artmıştır bir kere. Öfleyen bakışlar eşliğinde omzu düşük bir şekilde uzaklaşır oradan. Bir kez daha tahammül sınırı iki dakikadan sonra error veren bir topluluk tarafından duygusal baskıya maruz bırakılır.

    Bu arada Tabii ki kendimden bilmiyorum. Ben değil bi arkadaşım, ayy-nen.
    ... devlerin aski
  • yazarların sevgilisini telefona kaydettiği isimler

    12.
    Ad ve soyad işte. Özellikle dışarıda telefonum çaldığında "hatun, kociş, yok efendim minnoşumun tontoşu" arıyor gibi ifadeler bize ters kardeş. Normal düz ad soyad neye yetmiyormuş. Bu arada biz kim bilmiyorum. Durup dururken yükseldim yine. Yazarken elimde tesbih varmış gibi hissettim olmadı hiçasd.

    Evet şey o şekkil yazar ben bu şekkil yazarım kişisel tercih der konuyu kaparım hadi hayırlı forumlar.
    2 ... devlerin aski
  • düşün ki o bunu okuyor

    735.
    Düşün ki ona özelden ulaşamayacak kadar uzaksın. Hatta ulaşsan yüzüne edecek tek bir lafın yok. Çünkü aslında derdin onun burayı okuma ihtimali değil, sadece kafa sesinle defalarca kez prova ettiğin bir monoloğun peşindesin.

    Düşün ki o bir insan bile değil. Ortak anlaşabileceğiniz sembolik bir sistem yok. Senin özene bezene yan yana dizdiğin kelimeler onun için anlamsız şekillerden ibaret. Cümlelerin onunla aranda yatan boşlukta asılı kalan bulutlar gibi. Sanki atlasan üstünde zıplayabilecekmiş gibi gerçek, ama elinle şöyle bir sıksan öylece kalakalırsın. Bu iletişim kopukluğunun can sıkıntısı içinde huzursuzca kıpırdanmaktasın. Bırak parmakların kendi başlarına biraz daha oyalansın.

    Düşün ki o bir canlı bile değil. Yazdıklarına anlam verememek bile onun için oldukça lüks. Daha varlığının kendisi için ne anlam ifade ettiğini bile bilmiyor, kaldı ki senin onun için ne anlam ifade ettiğin tartışılsın. Boşuna nefesini tutarak boşluğa dikme gözlerini, neticede asla onun kadar hareketsiz olamazsın.

    Düşün ki iç sesinin bile çekmediği çok uzak bir mekandasın. Adını sorsan cevap alamaz, gözlerini kapatsan nerede olduğunu bulamazsın. Yan yana dizilmiş harf gruplarının arasındaki boşluklarda gidip gelmektesin. bu yazının etrafında bir tur atman dünyanın güneşin etrafındaki bir turundan uzun sürüyor. iyi haber bilinçli bir uğraşıdan çok uzaktasın. Kötü haber Daha yolun çok başındasın.

    Düşün ki komple "setting" sensin. Artık Harflerin ve yan yana dizilen kelimelerin sürtüşmesinden çıkan anlamların ta kendisisin. Doğal olarak bu yazıdaki okuma ihtimali düşünülen "o" da sensin. Her kurulan cümlenin hem öznesi hem objesisin artık. Taşıdığın yükün omuzlarını kesmeye başladığını hissediyorsun. Yorulup nefes nefese kalırsan dinlenmeyi sakın ihmal etme, neticede sonsuza kadar buradasın.
    6 -1 ... devlerin aski
  • en yakın arkadaşın biseksüel olması

    16.
    Hiçbir şey ifade etmez.

    En yakın arkadaşım dediğiniz insanlara bu şekilde bakabiliyorsanız normal arkadaşlara olan mesafeniz ürkütücü. En yakın arkadaş yahu bu, belki de sorgusuz sualsiz hayatında olabilen nadir insanlardan biri olması gerekmiyor mu? Ben en yakın arkadaşımın cinsiyetini görmüyorum ki bir de cinsel tercihine göre tavır takınayım. Kadın ya da erkek olması "en yakın arkadaş" pozisyonu için hiçbir zaman bir kriter olmadı ki. E hadi diyelim tamam olsun, mutlaka erkek ya da kız olması gerekiyor olsun, yine de tüm bu ilişkiyi nasıl bu kadar basit bir denkleme indirgeyebiliyorsunuz mesela? Heteroseksüel olması sizin için güven duymanızda büyük bir etkense o zaman nasıl "en yakınınız" olabiliyor?

    Bunu gerçekten anlayamıyorum sanırım.
    2 ... devlerin aski
  • sözlük yazarlarının itirafları

    171166.
    Hasta olamıyorum. Şöyle yaldır yaldır bi ağız tadıyla grip olmak istiyorum ya. Gözlerim sulu sulu, elimde bi ton peçete, babaanne battaniyesine sarılarak uzanmak istiyorum. Öksürdükçe biraz boğazım da acıyabilir ona da tamam. Zaten şu an yapmadığım onlarca işimi yapamamak için elle tutulur bir bahanem olsun, bir yandan da boş beleş film izleyeyim falan... En son ne zaman grip olduğumu hatırlamıyorum. baş ağrısı bile hala alışık olduğum bi durum değil. Hemen ölümcül bir virüs bulaşmış da son bir saatimmiş gibi triplere giriyorum. Velhasılkelam Ben ne zaman çayla çorbayla geçen bir hastalık yüzünden birkaç gün yorulana kadar yatarken bundan hiçbir pişmanlık duymayacağım ya? Yeter.

    Biliyorum ben ne bakınızı vereceğini. Evet derdimle ilgili olan buton evet. Biraz saygı arkadaşlar ama lütfenassndmdn. iyi be tamam.
    1 ... devlerin aski
  • yeni şeyler getiriyorum