• türkiye nin ucuz işçiliğe doğru yol alması

    10.
    Zamanında çin'de günlük bir dolara çalışan insanlara bakıp üzülürken aslında kendi potansiyel geleceğine üzüldüğünün farkında olmamak kadar can sıkan bir durum güncellemesi. En sonunda böyle sinir stresten beynimizi yakıp pamuk gibi olacağız sanki. Titanik batarken keman çalan abiler gibi.
    2 ... devlerin aski
  • düşün ki o bunu okuyor

    1770.
    Yol ayrımındayım. Midem safran, cin gibi dikildim öylece yola bakıyorum. Uyku hak getire. Yol sis. Paranoya sınırındayım. Dönüp dönüp bilet fiyatlarına bakmayı bıraktığımdan biraz cesaretlenmiş olabilirim. Tam bir drama queen olduğum için bu yazıyı da tabii ki 30lu yaşlarıma yazıyorum. Tam olarak Ne halt yiyorum? Yolun sonunda ne var? Doğru mu yapıyorum? Doğru değilse neden yapıyorum? Biraz spoiler verebilsen ne kadar hoş olurdu. Anca boş beleş bak oradan.
    2 ... devlerin aski
  • kpss 2018

    67.
    Dahi anlamındaki de ile ilgili soru sorulduğu takdirde birçok adayın kafadan elenebileceği sınavdır. Soruldu mu bilmiyorum ama keşke sorulsa.
    4 -1 ... devlerin aski
  • biten ilişkiyi karşı tarafa kabullendirmek

    4.
    insanı günah keçisi yapar. Sevmeyen, kıymet bilmeyen, düşüncesiz vs olursunuz. Burada kilit nokta ne zaman yapıldığı bence. Tüm gün bir şey yokmuşçasına takılıp akşama bir mesajla hadi kabullen diyorsanız tebrikler en ala keleksiniz. Sonuç olarak Dürüstlük palavralarından ziyade doğru üslup ve samimiyetin kilit önem taşıdığı kanaatindeyim.
    -1 ... devlerin aski
  • çöpten ekmek çıkarıp yemek

    3.
    Atılan soğan halkalarının gecenin ilerleyen saatlerinde çöpten çıkarılıp yenmesiyle bir arttırılabilecek hadise. "Aman ne olacak çöpte sadece kağıt var" gibi kuru avuntularla da yapılan eylem meşrulaştırılır. Utanmazlık ayyuka çıkar dermişimasd. Yine olsa yine yaparım zerre de utanmam. Zaten tiksinmem oraya girmiyorum bile. Çünkü Pasaklı olmak kalp minnoş kalbim.
    ... devlerin aski
  • msn kullanan efsane nesil

    108.
    EMo translater'a girip yazacaklarını orada emoca saçma sapan harflere çevirip MSN durumunu güncelleyen nesildir. Bir de ebeveyn odaya geldiğinde klavyeden kısa yolla MSN'den gelen mesajları arka plana atan, bu süreçte de fütursuzca kendini Mr robot gibi hisseden nesildir. Utanma nedir bilmez; instagram niyetine my space kullanır. WhatsApp yerine de üçlü dörtlü konuşmalar açıp gereksiz muhabbet peşinde koşar. Sonrası malumdur gerçi. Cam var mı sorusu ayyuka çıkınca mertlik bozulur, bağlantı hatası veriyor yalanları havada uçar. Skype falan derken de iyice tadı kaçar.
    3 ... devlerin aski
  • gecenin kitap alıntısı

    249.
    "Doğrusunu biraz düşününce, bir toprak parçasının sahibinin olması garip bir şeydir. Kaç metre derine kadar sahip olabilirsiniz ki? Eğer bir toprak parçasının sahibiyseniz, aşağıya doğru daralıp dünyanın merkezine ulaşıncaya kadar olan kısım size mi ait? Yoksa bir toprak parçasına izinsiz girmenin ne demek olduğunu bilmeden solucanların yaşadığı bölümün üzerindeki incecik tabakaya mı sahip olabilirsiniz?"

    Ölümsüz aile, Natalie babbitt.
    1 ... devlerin aski
  • bay muharremin anlamı

    4.
    ingilizce'de de bay muharrem diye bir kullanım yok. Olsa olsa bay ince olur. Bence arka arkaya tekrarlayarak "bay bay muharrem" sübliminal mesajı veriyor olabilirasd.
    ... devlerin aski
  • masaya oturarak ders anlatan hoca

    5.
    Zamanı geldiğinde Eninde sonunda o masadan düşecek olan hocadır. Öğrencilerin dalga geçip geçmemeleri ise tamamen kariyeri boyunca sınıfta yarattığı intiba ile doğru orantılı olacaktır.
    ... devlerin aski
  • baslatmanickinden

    5.
    Sadece arkadaşlarından mesaj alan yazarmış. Ben de bu mesajlaşma olayına çok muvaffak olmadığımdan (#39652700) nolu girdisi ile ilgili bir sürü laf hazırlamıştım. Göndere bastım gitmedi. Kısmet değilmiş diyelim. Her şeyin geçeceğini temenni etmek istediğim yazardır ayrıca.
    1 ... devlerin aski
  • him

    130.
    (bkz: ville valo)

    Gone with the sin şarkısı kısa bir servis uykusudur, bozuk kulaklıktır, aç karna içilen sıcak çikolatadır, test kağıtlarının kokusudur.

    Bir de gruptan bağımsız bu adamın summer wine düeti var, o baya kült. Gece gece hatırlamak nasıl iyi geldiyse artık.
    ... devlerin aski
  • kyk parasıyla ertesi gün hapı alan kız

    11.
    Fütursuzca yaftalanmaya maruz bırakılan kızdır.

    Ya isterse gider ananas alır ister patates alır ister hamilelik testi alır size ne ahlak bekçilerim. Bi de "ailesinden gizli saklı yaşıyo" mevzusu var ki bin beter. Ya zaten aktif cinsel hayatını ailenizle detaylı paylaşıyorsanız en ala sapıksınız benceasdf. Tabii bizde toplumsal bi tabu olduğundan mütevellit gençler evlendikten sonra ilk geceleri için yakınları tarafından detaylı sorguya çekilir, ortak bir deneyimmişçesine paylaşılır falan. Şimdi vay efendim ailesinden nasıl saklar yuhalamaları bu bağlamda açıklanabilir ama hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz gözümde. Mühim olan toyluk döneminde göz göre göre pişman olacak bi hata yapmamak, gerçi yaparsanız da canınız sağolsun. Arkasında durduğunuz ve bilinçli yaşadığınız bi birliktelikten utanmaktansa sizi yaftalayan ahlak bekçilerinden utanın. Bi de bu parayı geri ödememek için size evlilik seçeneği sunan / dayatan devletten utanın.
    1 -1 ... devlerin aski
  • bayramı aileden uzakta geçirmek

    20.
    Bazen aile evinde olsanız bile deneyimleyeceğiniz durumdur.

    Akraba gezmelerine çıkılacağı bayramın ilk gününde evde tek başına kalacak olmamdan mütevellit resmen ailem tarafından bayramı uzakta geçirmek zorunda bırakılıyorumasd. Gelenlere de kapıyı açmayacağım zaten, öyle tüm gün tatlı kemiricem.
    ... devlerin aski
  • sözlük yazarlarının itirafları

    171951.
    Taslaklarım entrylerimden daha güzel. Beş-altı ay arayla açıp hususi okuyorum. Bugün bir kez daha anlamış oldum. Kamuya açılan her ifade şekli aslında kendi içinde çöp. Haybeye kasıyoruz.
    1 ... devlerin aski
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    18279.
    Psikoloğa gitmek isteyen bi tanıdık var. Dedim illa para vericem diyorsan sen bilirsin de beleşten bi hesap aç sözlüğe gir sabah akşam itiraflar olsun sözlük yazarlarının söylemek istedikleri olsun hiç acıma yapıştır. Sonra benim de ne zamandır psikoloğa gitmek istediğim aklıma geldi birden. işte şimdi buradayım asjsjsj. Allah kahretsin mobil internetten gidiyor ama bunun beleş olması lazımdı.
    ... devlerin aski
  • tante rosa

    9.
    Sevgi Soysal eseri, kadınlığa bakış açısının yeniden çizildiği, kısacık ama içi dolu turşucuk bir kitap. iyi ki Türkçe yazılmış diye düşündürten, yazarın kızının deyimiyle sevgi soysal ile tanışmak için en ideal kitap ayrıca.

    Kitap Tante Rosa'yı çocukluğundan yaşlılığına götüren kısacık 14 tane hikayeden oluşuyor. Tante Rosa büyüdükçe anlatıcı da büyüyor, dil yoğunlaşıyor, cümleler uzuyor, benzetmeler detaylanıyor, bu süreci deneyimlemek bile başlı başına bir keyif bence.

    Neden mina urganlar, barış bıçakçılar, sevgi soysallar, bilge karasular hasbelkader keşfedilmeyi bekler, neden lisede okutulmaz gerçekten merak içindeyim. Şu yaşımda dünya klasiklerinin çoğunu okumuş biriyken nasıl sevgi Soysal'ı yeni keşfediyorum diye dertlendim akşam akşam. Türkiye'deki savaş sonrası Anadolu insanını konu eden romanlarla günümüz "yeraltı edebiyatı" (!) kitapları arasındaki derin uçurumda o kadar anlamlı bir yere oturuyor ki böyle yazarlar. Hakikaten Türk edebiyatına bambaşka bir derinlik ve farkındalık katıyor.

    Zamansız, mekansız, gittikçe küçülen bir mum tante Rosa. Günümüz için bile oldukça öteki, "gemileri yakmış", toplumdan aforoz edilmiş bir kadınken yazıldığı dönemi düşününce hayli bir cesaret sınavı vermiştir gibi geliyor. Sevgi Soysal'ın politik kimliğiyle tanınmasından önce yazmış olması da yazarın bambaşka bir yüzünü tanımaya olanak sağlıyor. Resmen güne olan puanımı en az dört beş puan yükselttin canım tante Rosa, umarım film uyarlaman da en az kendin kadar şahsına münhasırdır.

    (bkz: seni seviyorum rosa)
    2 ... devlerin aski
  • serbest düşüş

    11.
    Ikinci dünya savaşı'nda almanlara esir düşen Sammy mountjoy'un içsel sorgulamasını konu alan bir William Golding romanıdır. Sammy onu bugünkü haline dönüştüren ve karanlıktan korkmasına sebep olan başlangıç noktasını araştırırken çocukluğunu, ergenliğini ve gençliğini didik didik eder. Bu süreçte romana adını da veren bir serbest Düşüş deneyimler ve her gelişim döneminde aynı soruyu sorar: "burası mı?"

    Kişiselleştirme ve betimlemelerle dolu bir roman olarak hem geçmiş ve geleceği kapsayan yatay bir eksende hem de tahlil ve sorularla yüklü bir dikey eksende gelişen yoğun bir olay örgüsü sunduğundan okuyucunun zihninde derin ve geniş bir çukur kazabilir. Klasik bir Golding romanı olarak aynı zamanda ayna görevi de gördüğünden çukurunuzla sizi başbaşa bırakıp kendi bakış açınızla doldurmanızı, belki de daha derine kazmanızı talep edebilir. Diğer bir deyişle Oku-maruz kal-bitir-geç döngüsünü kırar, aktif bir katılımı mümkün kılar.

    En nihayetinde Ölmeden önce okuduğuma sevindiğim kitaplar listesine girdiğinden belki de bire beş katarak öveceğim bir roman oldu çıktı serbest Düşüş. Hani "şiddetle" tavsiye edilenlerden, yarım ağız "boş zamanında bi bakarsın" tavsiyelerinden değil.
    1 ... devlerin aski
  • kardeşimin hikayesi

    79.
    Zülfü Livaneli kitabıdır. Bir delilik ve cinayet romanı olarak sınıflandırabilir mi emin olamadığımdır aynı zamanda.

    Klasik Livaneli ögeleri ve tarzının yanında kitaba ilişkin sadece aşkın olası yaptırım gücünün sınırlarını tartışmak en azından cinsiyet çalışmalarına ve queer teoriye haksızlık olabilir. Erkek bir/iki anlatıcının dilinden kutsallaştırılan, hiçbir zaman ulaşılamayan, karikatürize edilmiş bir şekilde "güzel" kılınan, klasik histeri krizleri ve delilikle akli melekelerine bel bağlanmayan kadın tarifi bir tek beni mi rahatsız etti bilmiyorum. Uğruna ölünen aşk, delilik hali, kişilik bölünmeleri kitabın temasını oluştururken aşık olunan kadının dayanılmaz pasifliği bir noktadan sonra "eh ama artık" dedirttirdi şahsen. Bu aşk hikayesini dinleyen Gazeteci kız bile yeni yetme, akıl oyunlarına kanmaya hazır "naiflikte", masum ve aşık olunmaya müsait bir genç kızdan daha fazlası asla değil. Saplantılı bir alt dudak ve göğüs dikizlemesi kadarlık bir kız, tecrübesiz, yaşı büyük olan mühendis tarafından hamur gibi şekillenmeye oldukça müsait. Diğer adı geçen ve aşkı delilikle taçlandırmada büyük bir role sahip olan Rus çevirmen kadınsa aşık olduğu kadını anlatırken bir erkeğin hoş görebileceği kadarlık bir sevgiden bahsediyor. Kendisi asla lezbiyen olamaz, aşık olduğu o kadınla cinsel teması düşünemez, yalnızca anne şefkatiyle korumak isteyebilir ve ne hikmetse bunu erkekler de anlayamaz. Yine bir yüceltme, karikatürize edip ulaşılmaz kılma, gerçeklikten koparıp soyutlama hali. Okuması bu bakış açısıyla hayalkırıklığı yarattı desem yanlış olmaz. Fazla basmakalıp, yazarının Livaneli olmasıysa şaşırtıcı.

    Kitaptan uyarlanan filmlerin kitabın kendisinden daha başarılı olduğu çok nadir zamanlar olur. Çünkü filmin kitaptaki yoğun duyguyu aynı şekilde veremeyeceği bir anlamda bellidir zaten. Fakat bu kitabın filmi, hatta bir bölümlük kanıt, galip derviş tarzı dizilerde bile çekilmesi yeterince tatmin edici olabilir görüşündeyim. Olay örgüsü kesinlikle bundan daha fazlası değil maalesef ki.

    Sonuç olarak Kısıtlı bir boş vakitte çabucak tüketmelik, Livaneli naifliği ve her kesime hitap edebilecek bir üslupla akıp gitmeye müsait bir roman olmuş kardeşimin hikayesi. Yormadığı ve okuyandan çok fazla çaba talep etmediğinden ötürü yoğun bir dönemden geçenler için ideal olabilir.
    2 ... devlerin aski
  • kabuk adam

    12.
    Aslı Erdoğan'ın 1994 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Giriş gelişme sonuç çizgisinde ilerleyen tek romanı da olabilir. Romandaki kadın da yazar gibi fizik alanında yaptığı yüksek lisansıyla cebelleştiğinden özellikle CERN'de çalışmak konusundaki bakış açısı otobiyografik izler taşır fakat koca bir karakteri yazarla eşleştirmek de büyük talihsizlik olur tabii ki. Okuyucu olarak kitaba adını veren adamı iki farklı şekilde gördüm: anlatıcının Karayipler'de tanışıp Kabuk adam olarak benimsediği Tony ve ayrılık sonrası kafasında kişiliğinden sıyırıp kendisine bir kabuk yapıp içine saklandığı Tony. Hangi Tony'nin diğerinden daha gerçek olduğu sorusuysa benim için tam anlamıyla muamma. Malum tüm anlatılan olayların oluş biçimi derin kırılmalar ve kişilik bölünmeleri yaşayan bir anlatıcının bakış açısıyla sınırlı olunca Ne kadar güvenebilirsiniz ki.

    Aslı Erdoğan'ın ilk romanı olduğu her halinden belli aslında. Melankoli ve yalnızlık diğer kitaplarıyla aradaki uhu görevini görüyor fakat gerek yazım tekniği gerekse tek katmanlı bir zaman ve mekan kullanması aslında ileride yazacağı romanlarda gittikçe yoğunlaşacak olan kendine has anlatımına ve karakterlerine hazırlık gibi hissettiriyor.

    Sonuç olarak ilk kez aslı Erdoğan okuyacak birine tavsiye etmem. arka arkaya yapılacak olan bir Kırmızı Pelerinli Kent ve Kabuk Adam okuması aradaki farkı görmek açısından daha eğlenceli bir yol olabilir, naçizane.
    1 ... devlerin aski
  • puslu kıtalar atlası

    208.
    bir ihsan oktay anar kitabıdır. uzun ihsan efendi'nin oğluna okuması için değil de yaşaması için yazdığı puslu kıtalar atlası'nın içindekileri tam olarak ne okur ne de izleyebiliriz aslında. olay örgüsünün kilit noktalarına yön verir fakat kitap boyunca varlığını da pek hissettirmez.

    tüm okuma süreci boyunca aklıma umberto eco'nun gülün adı kitabını getirmiştir. bu süreç boyunca gerçekten de elinizde cılız bir ışıkla bir koridor boyunca yürür gibi hissedebilirsiniz çünkü kontrol asla sizde değildir ve ancak okudukça parça parça sunulan bilgilerden mantıklı bir olay örgüsü oluşturmaya çalışırsınız. fakat şahsi olarak her defasında duvara toslamamın en büyük sebebi baştan aşağıya post-modernizm üzerine kurulu bir gerçekliğin ne kadar subjektif ve çoğul olabileceğini tabiri caizse okuyucunun yüzüne çarpan bir dilemma olmuştur: bir yanda kitap boyunca karakterlerin canı pahasına peşinden koştuğu gerçek bilgi arayışı, diğer yandansa gerek masalsı anlatımı, gerekse romandaki zamandan tamamen kopuk ve geleceğe dönük referanslarla sizi gerçeğin dışına iten, hatta tüm hikayeyi güvenilmez ve çarpık kılan bir olay örgüsü. kitabı nezdimde bu kadar sürükleyici kılan hem bu gerçeklik üzerine kurulan kontrast, hem de aslında her zaman denk gelemeyeceğim incelikte bir dil kullanımı oldu. hatta okurken gülmelere gark olduğum bir bedduayı bırakacağım aşağıya, güler güler okurum.

    "ömrünüz ah edip vah işitmekle geçsin, burnunuzun sümüğüne bereket olsun, mekanınızda baykuşlar banlasın, gömleğiniz alev olsun, her parçanız bir kurdun ağzında kalsın, allah size uyuz versin de kaşınacak tırnak vermesin, kefeniniz kara bezden olsun, iki gözünüz bir delikten baksın, sur üflendiğinde hiçbiriniz duymasın."
    5 ... devlerin aski
  • yeni şeyler getiriyorum